Yazar: Neslihan Acu
-

Sevmenin ve nefret etmenin romanı: Geceleri Sessizdir Tahran
İran kökenli Alman yazar Shida Bazyar’ın ilk romanı ‘Geceleri Sessizdir Tahran’, Gül Gürtunca’nın çevirisiyle Hep Kitap’tan çıktı. 1979 yılında Humeyni’nin ülkeye dönüşünden sonra başlayan hüzünlü bir öyküyü anlatıyor roman. Şah’ı devirmek için dincilerle güç birliği yapan sol gruplardan birinin üyesi olan Behsad, toplantılarda karşılaştığı Nahid’e aşık olur. Humeyni yanlılarının sol grupları fena halde ezmesinden sonra
-

Kaptan Fantastik: ‘Uygarlık’la imtihan
Üniversite hayatım boyunca yakın arkadaşlarımın başını şu hayalle şişirmiştim: Kafa dengi bir eş bulup küçük bir sahil kasabasına kaçmak, en az yedi çocuk yapmak, kendi klanımı kurmak, hep birlikte toprağı ekip biçmek, balıkçılık yapmak, her türlü okuldan, resmi kurumdan ve yapmacıklıktan uzak durmak, sadece ‘iyi’ insanlarla iletişim kurmak, çocuklara yenilebilecek otları toplamayı, zeytin yapmayı, yemek pişirmeyi,
-

Fidel Castro, basın özgürlüğü ve özgür düşünce
Fidel Castro 90 yaşında öldü. Dünyanın bir yarısı onu büyük bir devrimci olarak görürken, diğer yarısı ‘diktatör’ dedi. İletişim ve medya konularında çok sayıda kitabı bulunan ve küreselleşme karşıtı ATTAC hareketinin kurucuları arasında yer alan Ignacio Ramonet, 2003-2004 yıllarında Fidel Castro ile bir nehir söyleşi yapmıştı. Bu röportaj 2004 yılında kitap olarak basıldı. (Türkçede Fidel Castro
-

Kitap fuarından manzaralar
Bir Tüyap Kitap Fuarı daha geçti gitti. 14 yıldır Beylikdüzü’nde yapılan fuara toplam dört kez falan gittim sanırım. Üçünde kendi imza günüm vardı zaten, mecburen takıldım. Bir kere de, o taraflara ilk taşındığımda meraktan gitmiştim. Her biri kitap kurdu olan birçok arkadaşım yıllardır Fuar’a gitmiyor. Aklı olan gitmez zaten. Misal, Anadolu Yakası’ndan kalkıp Büyükçekmece tarafına Fuar’a
-

İnsan bu ülkede kafayı yer
Dün, kültür ve edebiyat dünyamızın duayeni (ben demiyorum, öyle tanınıyor) bir yazı yazdı ve yazısında Bob Dylan’ı yeni duyduğunu itiraf etti. Şaka gibi! Ama daha da şaka gibi olan şey, bu durumun benden başka pek az kimseye garip gelmesi. Blowin’in the Wind’i, Like a Rolling Stone’u, The Hurricane’i, The Times They are a Changin’i bilmeden
-

Napoli Romanları: Bir kadın destanı
Napoli Romanları her şeyden önce meçhul yazarı nedeniyle tüm dünyada büyük merak uyandırdı. Dört romandan oluşan bu seriyi Elena Ferrante adlı bir kadın yazmış gibi görünüyor ama öyle biri gerçek hayatta yok. Uzun zamandır herkes canını dişine takmış, bu esrarengiz yazarı bulmak için dedektif gibi uğraşıyordu. Sonunda bulmuşlar sanırım. Napolili yazar Domenico Starnone’nin karısı yazar ve çevirmen
-

Aslı Erdoğan ve düzenin intikamı
Aslı Erdoğan’la on küsur yıl önce tanışmıştım. O zamanlar çıkan bir edebiyat dergisine yapacağım bir röportaj nedeniyle. Hareketli günler yaşıyordu. “Kırmızı Pelerinli Kent” romanı Norveççeye çevrilmişti. Hem de ‘Marg’ serisinden (Not: Marg, edebiyatın omuriliğini oluşturan yazarların eserlerinin yayınlandığı seri). Ama biz röportajda acı şeylerden konuşmuştuk. Dünyada bu kadar saygı görüyorken, ülkesinde hiç saygı görmemesinden mesela! Hatırlayanlar
-

Sosyal medyanın çukurunda neler oluyor?
Alain De Botton, “Haberler-Bir Kullanma Kılavuzu” kitabında insanların kötü haberlere, trajedilere duyduğu merakı şöyle açıklıyor: Eğer aklımız tamamen başımızda olsaydı ve bir yanımız tamamen deliliğin hakimiyeti altında olmasaydı, başkalarının trajedileri bizi bu kadar fazla ilgilendirmezdi. Botton burada, suçlu, tecavüzcü, sadist olanların uzaydan gelmediğine, her insanın içinde bu potansiyelleri taşıdığına dikkat çekiyor. Buradan hareketle, sosyal medyada (özellikle Twitter’da) sürekli kötü-değersiz paylaşımlar
-

İkaria hakkında çok şey
Uzun bayram tatilinde Türkiye’de gündemin Yunan adaları olacağından habersiz, İkaria’ya gittik. Türkçe adıyla Ahikerya, Türkiye’ye haritada çok yakın ama yaşam tarzı olarak çok uzak bir ada. Samos’un hemen yanıbaşında. “İnsanların ölmeyi unuttuğu ada” olarak anılıyor birçok yerde. National Geographic’te yayınlanan bir araştırmada, dünyanın en uzun yaşayan insanlarının ikamet adresi İkaria ve Okinawa adaları olarak gösterilmişti. Yazıda
-

Yunan Adaları: Bir parça huzurun ve insanlığın peşinde
Bayram tatilinde İkarya Adası’ndaydım. Samos ile Mikonos arasında kalan ve Türkler tarafından pek bilinmeyen bir ada burası. Dağlık, tepelik, vahşi bir ada. Tahta iskemleli bir lokantada oturmuş, “cennet gibi ülkemizi” bırakıp neden bu kel çorak adalara kaçtığımızı düşünüyordum bir gün. Bu konuda bir yazı falan yazayım dedim hatta kendi kendime. Derken Melis Alphan’ın yazısı patladı.