Kategori: KÜLTÜR
-

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali 20 kentte başlıyor
Bu yıl 9’uncusu düzenlenen Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali, 18-19-20 Kasım tarihlerinde 20 il ve ilçede eş zamanlı olarak gerçekleşecek. ‘Paylaşımcı, açık, adil, anlayışlı, çeşitliliği kucaklayan, gezegene ve üzerindeki yaşama değer veren bir toplum hayaliyle doğan’ Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali (SYFF), Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi tarafından, surdurulebiliryasam.tv ve Kelebek Etkisi Derneği’nin işbirliğiyle düzenleniyor. Festivalin 9’uncu yılında da farklı
-

Ahmet Kaya: Barışın yılmaz savaşçısı
Bir insanı en çok gülüşü ele verir. Nasıl güldüğüne bakarak tanıyabilirsiniz insanları. Kibirli mi, mütevazı mı, mahcup mu, meczup mu anlayabilirsiniz. Ahmet Kaya’nın gülüşüne hiç dikkat ettiniz mi? Hep bir hüzün saklıdır gülüşünde. Mahcuptur biraz gülüşü, biraz da kırılgan. Hayat uzun süre uğraşmış onunla ama umudunu hiç kaybetmemiş, öyle bir gülüş. Ben hep o gülüşle
-

Designated Survivor: ABD başkanlık seçiminden önce bir işaret mi?
https://youtu.be/N_f1v0Nx5Sw Dünya, Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimlerine kilitlenmiş durumda. Yapılan anketlerde Hillary Clinton Donald Trump’ın birkaç puan üstünde ve iki aday da devlet başkanlığı uğruna birbirlerinin üzerine oynuyor. Tam da böyle bir ortamda size Amerikan yapımı bir diziden bahsetmek istiyorum: Designated Survivor. 21 Eylül’de ilk bölümü ile izleyenlerin karşısına çıkan politik-drama türündeki dizinin başrollerinde Kiefer Sutherland, Natascha McElhone,
-

Penny Dreadful: ‘Normalleştirilmek’ istenen kadınlar
* Bu yazıda sürpriz kaçıran (spoiler) vardır Hayatımızdan Penny Dreadful gibi övgülerin hakkını fazlasıyla veren harika bir yapım geçti. Geçerken de damağımızda güzel dizeler ve özel duygular bıraktı. Dreadful, gerek verdiği mesajları, gerek kurgusu ve gerek müzikleriyle son zamanlarda izlediğimiz en iyi dizilerden biri olabilir. Şahsen gerilim sever, hatta iyi bir gerilime denk gelebilmek için
-

Türkiye’nin ilk çizgi film okulu destek bekliyor
Fatih Küçük, resim öğretmenliği mezunu, gezgin bir genç adam. Yüksek lisans eğitimini sinema ve televizyon üzerine yapmış. Tez konusu olarak, Japon anime ve çizgi filmlerini seçmiş. Öncelikle Ukrayna, Rusya, Belarus, Kore, Tayvan ve Japonya’da araştırmalar yapmış. Stüdyoları, çizgi film merkezlerini ziyaret etmiş. Yüksek lisans çalışmasını bitirmesinin ardından son iki buçuk seneyi Türkiye’nin 79 şehrinde köy okullarına
-

Regl dememek için hangi dilde ne söyleniyor?
Regl dönemi, halk arasındaki deyimiyle âdet görmek ya da aybaşı, kadınlarda rahim içindeki dokuların kan ile birlikte vücuttan atılması şeklindeki fizyolojik olaydır. Fizyolojik ve gayet doğal bir olay olduğu halde, regl dönemi denince akla gelenler ve verilen tepkiler, bunu olağanüstü bir durum gibi gösterip anormalleştiriyor. Bu anormalleştirme süreci istisnalar olmakla birlikte yalnızca bizim kültürümüzde değil, birçok kültürde
-

Hepiniz hayvansınız! Sapiens ve düşündürdükleri…
Dünyada Mark Zuckerberg’in kitap kulübü sayesinde, Türkiye’de ise muhtemelen Sevan Nişanyan’ın tavsiye etmesiyle bir patlama yaşayan, sonrasında da kademe kademe popülerleşen Sapiens: İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi, global bir fenomen haline geldi. Esasında, yazarı Harari’nin üniversitede verdiği dünya tarihi dersinin notlarının bir derlemesi olan kitap, (Harari’nin de ön sözde teşekkür ettiği) Jared Diamond’un Tüfek, Mikrop
-

Stephen Colbert ve Türkiye medyasında görmek istediğimiz hareketler
Trumplaşmış siyasal kültürümüzden bir süreliğine arınmak için kendimizi Colbert’e bırakalım ve Rasim Ozan Kütahyalı’nın ‘Kuzey Kore mi burası kardeşim’ sorusuna yanıtımızı bağıra çağıra verelim: Evet, Kuzey Kore!
-

İnsan bu ülkede kafayı yer
Dün, kültür ve edebiyat dünyamızın duayeni (ben demiyorum, öyle tanınıyor) bir yazı yazdı ve yazısında Bob Dylan’ı yeni duyduğunu itiraf etti. Şaka gibi! Ama daha da şaka gibi olan şey, bu durumun benden başka pek az kimseye garip gelmesi. Blowin’in the Wind’i, Like a Rolling Stone’u, The Hurricane’i, The Times They are a Changin’i bilmeden
-

Napoli Romanları: Bir kadın destanı
Napoli Romanları her şeyden önce meçhul yazarı nedeniyle tüm dünyada büyük merak uyandırdı. Dört romandan oluşan bu seriyi Elena Ferrante adlı bir kadın yazmış gibi görünüyor ama öyle biri gerçek hayatta yok. Uzun zamandır herkes canını dişine takmış, bu esrarengiz yazarı bulmak için dedektif gibi uğraşıyordu. Sonunda bulmuşlar sanırım. Napolili yazar Domenico Starnone’nin karısı yazar ve çevirmen