Kategori: KÜLTÜR
-

Freud savaşlarıyla Onurr: Bir Kahramanlık Hikâyesi
İsmine eklediği, ikinci bir ‘r’ harfiyle kendini yeniden inşa etmiş Onurr. Saçları sakalları değişmiş ama bakışları, bakışlarındaki naif heyecan aynı. Bursa Fen Lisesi’nden Boğaziçi Felsefe’ye; Oxford Üniversitesi’nde Klasik Arkeoloji yüksek lisansından İTÜ Sanat Tarihi doktorasına müthiş akademik yolu da cabası. Üzerinde uzun uzun düşünülmüş ilk albümü Bir Kahramanlık Hikâyesi’nin mutfağında çok emek harcanmış. Aradan yıllar
-

The Handmaid’s Tale: 13 Emmy’lik bir öykü
“Artık bir biz olmalı; Çünkü artık onlar diye bir şey var…” Gündelik hayatımızda ‘Distopya’ kavramı akıllara hiç şüphesiz ki öncelikle George Orwell’ın 1984’ü ve Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sını getirir. Modernizmin 20. yüzyıla kadar çeşitli düşlerle umut vadeden ütopyalarının karşısında, daha sonra kendi yerini sağlamlaştıran distopya, ütopyanın aksine otoriter devletlerin toplum üzerinde yarattığı korku ve
-

Altın Portakal’ın çürük dişi: Ulusal yarışma neden kaldırıldı?
Bu yıl 54.’sü düzenlenecek Uluslararası ‘Altın Portakal’ Film Festivalinde ulusal yarışmasının kaldırıldığı açıklandı. Bu karar neden alındı ve sinemamızı nasıl etkileyecek? Türkiye’nin en köklü film festivali Uluslararası Antalya Film Festivalinde deprem etkisi yaratan değişiklikler yaşanıyor. 2014 yılında Gezi eylemlerini konu alan belgesel “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” sansürlenmiş ve ardından ulusal belgesel yarışması iptal edilmişti.
-

Dev peluşlarla Aleyna Tilki: Sen olsan bari
Bir yırtılma anı Sen Olsan Bari. Doğu-Batı düalitesinde doğru bir inşaat. Aleyna Tilki ve kimyası ile uyuşmuş. Vokal temiz, enstrümanlar doğru bileşimde.
-

Sırrı aynasını, sureti aslını: Bülent Ersoy
Hep zor sınır kontrollerinde, ağır eşiklerde durdu. Harlı uçların güç birlikteliklerinde. Kesif yangınların orta yerinde, kendi kristalleriyle yürüdü, geldi. Kara ormanlarla, bela renk tonlarından sabıkalı. Sırtında asırların cam kırıkları. Kolay mı bunca kökle, tedirgin tutulmalarla, yarıda kalmış rüyayla baloya gelmek! İnsan, dünya, toprak vahşi. Sığ su kenarlarında yürümeyi seçmedi hiç. Erkekten daha erkek, kadından daha
-

Humans: Yakın gelecek
Robot teknolojisi baş döndürücü bir hızda ilerliyor. Nisan ayının ilk günlerinde yayınlanan ‘İnsana en çok benzeyen robot’lardan Sophia’nin açıklamaları, Toyota’nın savaşta yaralanan askerin ihtiyaçlarını karşılamak için test ettiği robot, yakın zamanda seks hayatımıza girerek pedofili ve tecavüz vak’alarını azaltma amacı ile geliştirilen robotlar ve tahayyül bile edemeyeceğimiz sayıdaki yenilikler… Robotlar artık hayatımızda. Bugün ülkemizde karşılaşmasak da
-

Özgür gazetecilik sınırsız gücün şişirdiği egolara karşı
Ülkemizdeki gazetecilerin durumu bir yana, son zamanlarda dünyada da gazetecilerin pek mutlu olduğu söylenemez. Bir yandan internet reklamcılığı dolayısıyla daralan basın gelirlerinin işsiz ya da garantisiz bıraktığı gazeteciler var, diğer yandan, yazılan haberlerin rahatsız ettiği kişilerin baskıları. Kamuoyunu bilgilendirme işlevi olan gazetecilik bazen birilerinin yazılmasını istemediği şeyleri de yazabiliyor. Hatta George Orwell bunu aşağıdaki şekilde
-

Şato bahçelerinde Edis: Çok Çok
Evin duvar kâğıtları, abajur sarıları, gömlek desenleri, öğleden sonrası güneşinin huzmeleri. Ayna önlerinde, tedirgin havuz diplerindeyiz. Xavier Dolan, kısa ama neşeli bir kısa film çekmiş sanki. Zifiri karanlıkta, o küçük ışıkla, koca Fransız şatosunda yolumuzu bulabilir miyiz? Genç şarkıcı Edis’in yeni single’ı Çok Çok’un video klibinden söz ediyorum. Dans devam ediyor, daha çok güneş ışığı süzülüyor.
-

Edebiyat programları: İnternet sayesinde geniş bir kitleye ulaşabiliyoruz
Eskiden radyo tiyatroları pek meşhurmuş. “Şimdi de sesli kitaplar var” derseniz, Zeki Alasya-Metin Akpınar’dan Dostoyesvki’nin “Timsah” öyküsünü dinlemiş birileri size küsebilir. Ama nostalji de bir yere kadar… Bugün de güzel şeyler oluyor! Birileri hâlâ vaktini, emeğini bizlere Türk ve dünya edebiyatını anlatmak için harcıyor. TRT Radyo, NTV Radyo ve Açık Radyo edebiyat içerikli programlarda başı
