Yazar: Mustafa Kuleli
-

Kadri Gürsel: Seküler toplumun gösterdiği örgütsüz direnişe hayranım
#SorsalarSöylerdim’deki ikinci konuğumuz Kadri Gürsel, “Türkiye’de seküler toplumun gösterdiği örgütsüz direnişe hayranım” diyor. Peki, Recep İvedik’i neden önemsiyor? Kitabına koyamadığı ‘Kürdistan’lı cümle ne? Galatasaray maçlarına gitmeyi niye bıraktı? Lisedeyken hangi sol örgütteydi? Bir derviş kadar sakinken onu nasıl yoldan çıkardık? Sorsalar Söylerdim YouTube kanalında izleyin, göreceksiniz…
-

Nevşin Mengü: Recep değişti ben olduğum yerde duruyorum
#SorsalarSöylerdim’deki ilk konuğumuz Nevşin Mengü sözünü sakınmayan biri. “Türkiye’de sert kadın olmak gerekiyor, yoksa tatlış kız muamelesi yapıyorlar” ve “Bu din polisliğinden sıkıldım, günahsa cehennemde ben yanacağım, sana ne” gibi cümleleri var. Sorsalar Söylerdim YouTube kanalında izleyin, göreceksiniz…
-

40 yıl sonra Abdi İpekçi: Benim Abdi Başkanım
Türkiye, tarihinin en karanlık günlerini yaşıyor. Medya ağır baskı altında. Toplum hiç olmadığı kadar kutuplaştı ve hatta iç savaş ihtimalinden bahsediliyor… Abdi İpekçi, işte böyle bir dönemde yaşadı ve buna rağmen tarafgirliğe bulaşmadan sadece gazetecilik yaptı. Düşünün; 1954’ten 1979’a kadar (25 yıl boyunca) ülkenin en çok satan gazetelerinden Milliyet’i yönetiyorsunuz ve bu süreç siyasi istikrarsızlık,
-

Muhalif medyanın tık avcılığı: Güven harcayarak para kazanılmaz
Okurunu aptal yerine koyan, kullanıcısını tık olarak gören medyanın heyecanı meyacanı yok. Geleceği de olmayacak. Sakil, saygısız ve çağdışı bu anlayış kaybetmeye mahkûm. “Lieber Geld verlieren als Vertrauen” yani “Güven kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim.” Robert Bosch’un bu sözü 1996’da Türkiye’nin reklam kuşaklarına bir güneş gibi doğmuş, herkesin pek bir hoşuna gitmişti. Nasıl gitmesin? Neticede
-

Doğan Medya da boğuldu: Havuz onlarınsa deniz bizim
21 Mart geleneksel medyamızın son günüydü. Baharın gelişini ve yeniden doğuşu simgeleyen bu gün hepimiz için yeni bir başlangıcın miladı olabilir. Havuz problemleri çözülmek içindir. Önce kötü haber: Türkiye’de medya nihayet tek elde toplandı. Tek adam rejiminin Doğan Yayın Holding şirketlerini ele geçirmesi daha kurak, daha az sesli, daha renksiz bir medya ortamı yaratacak. Doğan
-

Gazeteciler anlatıyor: Benim için Sendika…
Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın 65. yıl özel dergisinde gazetecilere Sendika’nın kendileri için ne ifade ettiğini sorduk. Farklı medya kuruluşlarında çalışan isimler gazetecilerin örgütlü olmasının şart olduğunda birleşti. “Benim için Sendika, tanıştığım ilk meslek örgütüdür. Gazeteci dayanışmasının gücünü gördüğüm, örgütlü çabanın nasıl sonuçlar verdiğine tanıklık ettiğim, kendimi yalnız hissetmemi önleyen sihirli bir organizasyon…” Faruk Bildirici “Benim için
-

Avrupa’daki gazeteci sendikaları: TGS’nin yanındayız
65. yaşını kutlayan Türkiye Gazeteciler Sendikası’na Avrupa’nın farklı ülkelerindeki gazeteci sendikalarından destek ve dayanışma mesajları geldi. TGS’nin mevcut politik atmosferde kısıtlı imkânlarla başardıklarının örnek alındığını belirten kardeş sendikalar, Türkiye’deki gazetecilerin cesaretine özellikle vurgu yaptı. “Uzun yıllar boyunca TGS ile yakın bir temas kurdum ve hem basın özgürlüğü hem ekonomik-sosyal haklar alanında çalışmaktan vazgeçmeyen yöneticilerinin mücadeleci
-

Journo.com.tr bir yaşında: Heyecanlandıkça varız
Gazeteciler için ‘genç, güleryüzlü ve dünyalı’ bir dergi olma iddiasıyla 2015 martında yayın hayatına başlayan Journo, bundan tam bir sene önce Journo.com.tr oldu ve şu anda baktığınız ekrana taşındı. Tüm medya profesyonellerine hitap etmek için konularını çeşitlendiren platformumuz, bu bir yıl içinde YouTube‘dan Soundcloud‘a birçok farklı mecraya özel içerik yarattı. Sadece web sitemiz için 130’dan fazla gazetecinin 600’den fazla
-

Sendikaların sessiz yükselişi: Üç yılda yüzde 50
Türkiye’de sendikalı çalışan sayısı son üç yılda yüzde 50 arttı. 2013’te 1 milyon kişi sendika üyesiyken 2016 sonu itibariyle bu rakam artık 1 buçuk milyon. Bu durum ‘sendikalar ölüyor’ şeklindeki yaygın kanıya tamamen ters. Peki nasıl oluyor da bu yükseliş kimsenin ilgisini çekmiyor? Bir dip dalgasıyla mı karşı karşıyayız? Yoksa olan biten sadece kağıt üstünde
-

Sedef Kabaş: Gerçekleri söyleyemiyorsan gazeteciliği bırakacaksın
Uzun yıllar yaptığı televizyon söyleşileri ve sorduğu sorularla öne çıkmış bir isim Sedef Kabaş. Hatta altı kitabından birinin adı ‘Soru Sorma Sanatı.’ Boston Üniversitesi’nde Televizyon Haberciliği üzerine master yapmış, CNN International’da çalışmış bu isim ne zamandır ekranda yok. Kendi ifadesiyle ‘gazetecilik, gerçekleri yazabildiğin sürece yapılması gereken bir meslek’ ve anaakım medyada şu an bu mümkün değil. Ancak o üretmeye devam ediyor. Zaten