Yazar: Gülten Sarı
-

Cumhuriyet davası: Adalet aynasını kıranlar ve onaranlar
Bu kez de olmadı. Ahmet Şık, Akın Atalay, Kadri Gürsel, Murat Sabuncu ve Emre İper bir kez daha hem de tüm haklılıklarına rağmen özgürlüklerinden alıkonuldu. Cumhuriyet davasına sonradan eklenen Ahmet Kemal Aydoğdu da tahliye edilmedi. Cumhuriyetçilerin yargılandığı davanın tutuklu beş ismi ikinci kez hakim karşısına çıktı. Bu kez Silivri’de “Büyük bir yanlışlık yapıyorsunuz” dediler ancak
-

Adalet yürüyüşü: Gökkuşağı kadar renkli su kadar berrak
Mahkeme salonları gazetecilerle dolup taşıyor. Bir ifadeden ötekine koşturup duruyorlar. 170’e yakını ‘koşturamıyor’ bile; tutuklu. Hemen her yargılamadan hapis cezası çıkıyor. Gerçeğe ve habere erişimin bedeli bu kadar ağır olup ödetme yeri de mahkemeler olunca geriye tek bir seçenek kalıyor: Adaleti sokaklarda aramak.
-

Penguen, Gırgır, mizah dergilerinin ömrü ve ölümü
Türkiye’de medyaya yönelen siyasi baskı, tiraj kaybı ve içsel çekişmelerin pek bahsi geçmeyen ayağında mizah dergileri duruyor. Çokça patırtı çıkmasa ve kendilerine yönelen türlü tazyikleri sessiz sedasız püskürtmeye çalışsalar da, art arda kapanmalarla mizah dergileri aleminde de işlerin süt liman olmadığı ortaya çıktı. Kapanmayanlar ise, ‘Nasıl ayakta kalırız?’ın hesabı içinde ama onları da parlak bir…
-

Bir Ankaralının gözünden İstanbul: Gece, deniz ve metrobüs
İlki siyasetin, ikincisi ise yaşamın merkezi. Ankara, saatler geceyi vurduğunda ışıklarını söndürme konusunda pek tereddüt etmez. İstanbul ise günün farklı bir evresine geçer ve gecenin ışıkları, yerini güneşin aydınlığına bırakana kadar yaşam tüm renkleriyle kendini ifade eder… Zaman zaman ezeli hale dönüşen, farklı renkleri temsil eden iki şehrin rekabetine kulak kabartmaktan öteye gitmeyen 34 yıllık
-

Prof. Oran: İktidar titriyor, hocalar akademiye dönecek
Türkiye’de ne zaman baskı atmosferi kol gezmeye başlasa, fatura tıpkı bugün olduğu gibi geçmişte de akademiye ve barış için kalem oynatanlara çıkarıldı. Sarı zarflara sığdırılan iki satırlık yazılar hocalar için kara haber taşıyordu: Kovuldunuz! Oysa ortada bariz bir tezat vardı: Nasıl oluyordu da büyük ölçüde barışın yanında konuşlanan akademi, devlet aklı tarafından ‘baş tehdit’ olarak
-

Yasak kitaplar, sakıncalı gazeteci ve yazarlar
“Sakıncalı, çünkü…” diye başlayan polis tutanakları veya mahkeme kararları, yasağı savunacak gerekçelerini her dönem buluyor. Gazetecilere ve onların kitaplarına yönelik baskı yeniden ve biteviye üretiliyor. Karanlık dönemlerde oklar genelde gazetecilere yöneliyor, yine onlar en ağır bedelleri ödemek zorunda bırakılıyor. Sonu cezaevi ile biten yargılamalar, bir gece ansızın toplatılan ‘yasak’ kitaplarla ifade ve medya özgürlüğü kilit